24 ülkeyi kapsayan kapsamlı DHL e-Ticaret araştırması, Türk dijital alışveriş davranışında önemli bir çelişkiyi ortaya çıkardı. Türkiye son yıllarda ithalat düzenlemelerini sıkılaştırıp gümrük muafiyetlerini keskin bir şekilde azaltsa da tüketiciler yabancı platformlardan artan bir hızla alışveriş yapmaya devam ediyor. Fiyat avantajları, alışveriş yapanların ek vergileri ve prosedür maliyetlerini gözden kaçırmasına neden olacak kadar güçlü olmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz iki yılda Temu Yasası olarak bilinen düzenlemeyle gümrük muafiyeti eşiği 150 avrodan 30 avroya indirildi. Bu eşiğin üzerindeki satın alımlar artık yüzde 30 ile yüzde 60 arasında değişen vergi oranlarına tabi tutuluyor. Bu politika değişiklikleri küçük parsel ithalatındaki artışı yavaşlatmak için tasarlandı. Ancak rapora göre tüketici tercihleri değişmedi.
Dünya Gazetesi, yüksek vergi ve ekstra ücretlere rağmen Türk tüketicilerinin uluslararası platformdaki nihai fiyatı yurt içi alternatiflere göre daha cazip bulduğunu belirtiyor.
Sınır Ötesi Alışveriş 320 Milyar TL'yi Geçti
Bankalararası Kart Merkezi'nden alınan veriler bu eğilimin boyutunu gösteriyor. Sınır ötesi çevrimiçi harcamalardaki artış dramatik oldu.
2024 yılında sınır ötesi işlem hacmi 218 milyar TL'ye ulaştı. 2025 yılının ilk dokuz ayında toplam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 65'in üzerinde büyüyerek 320 milyar TL'yi aştı.
Tüketicilerin yüzde 68'inin tercih ettiği Çin, uzun mesafeli alışverişlerde en çok tercih edilen destinasyon olmaya devam ediyor. Onu yüzde 36 ile ABD, yüzde 28 ile Almanya takip ediyor. Bu rakamlar, fiyat avantajı önemli olduğunda mesafenin engel olmadığını gösteriyor.
Türkiye'de Önce Mobil Alışveriş ve Sosyal Ticaret Hakim
Raporda, Türkiye'de modern tüketici davranışlarının cep telefonları ve sosyal platformlar tarafından tanımlandığı vurgulanıyor.
Alışveriş yapanların yüzde doksan sekizi akıllı telefonlar aracılığıyla alışveriş yapıyor. Büyük çevrimiçi pazaryerlerinin önemi, bu ezici mobil yoğunlaşmayla örtüşüyor. Çevrimiçi alıcıların yüzde doksan dokuzu büyük platformları tercih ediyor; bu da kolaylık, çeşitlilik ve hızlı teslimat talebini yansıtıyor.
Sosyal ticaret, Türkiye'nin dijital perakende ortamında çok önemli bir kanal haline geldi. Tüketicilerin %75'i sosyal medya üzerinden alışveriş yapıyor. Ayrıca yüzde 81'i 2030 yılına kadar sosyal platformların birincil alışveriş kanalı olacağına inanıyor. Trendler, viral ürünler ve influencer tavsiyeleri önemli bir etkiye sahip; tüketicilerin yüzde 85'i, çevrimiçi trendlerin satın alma kararlarını güçlü bir şekilde şekillendirdiğini söylüyor.
DHL eCommerce Türkiye CEO'su Kağan Gündüz raporda şunları söylüyor:
“Türkiye'deki tüketicilerin mobil odaklı, oldukça aktif ve beklentileri yüksek bir dijital profile sahip olduğunu gözlemliyoruz. Mobil cihazların son derece yüksek kullanımı ve sosyal medyanın hızlı bir şekilde birincil alışveriş kanalına dönüşmesi, Türkiye'yi dinamik ve fırsatlarla dolu bir e-ticaret pazarı haline getiriyor.”
Genç Nesillerin Yönlendirdiği Kampanya Sezonları
Kasım kampanya dönemi, Türkiye'de online alışveriş açısından zirve dönemi olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde yetmiş beşi bu satış etkinliklerine katılıyor. Rapor, Z Kuşağı ve Y Kuşağının en hevesli gruplar olduğunu, indirimlere ve promosyon tekliflerine güçlü bir şekilde güvendiklerini gösteriyor.
Baby Boomers kuşağı, kampanya odaklı alışveriş söz konusu olduğunda en az güvenen ve en az etkileşime sahip demografik grup gibi görünüyor; bu da dijital okuryazarlık ve çevrimiçi satın alma alışkanlıklarındaki kuşak farklılıklarını yansıtıyor.
Türkiye E-İhracat Merkezi Olarak Rolünü Güçlendiriyor
Çalışma, Türkiye'nin sadece büyük bir tüketici pazarı değil, aynı zamanda giderek aktifleşen bir e-ihracat merkezi olduğunu vurguluyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Nijerya gibi bölgelerden gelen siparişler, Türkiye'nin küresel dijital ticarette artan varlığını vurguluyor. Avantajlı coğrafi konumu ve gelişmiş lojistik yetenekleriyle Türkiye, gelişmekte olan birçok pazarda önemli bir tedarikçi haline geliyor.

Yorumlar kapalı.