İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı olarak Türkiye'deki hukuk ortamı kaynama noktasına ulaştı Ekrem İmamoğlu “Bilirkişi” olarak adlandırılan davanın dördüncü duruşmasında sert bir savunma yaptı. Yargıyı etkilemeye teşebbüs suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Belediye Başkanı, sistemik bir komplo iddiasıyla durumu savcılığa çevirdi. Silivri mahkeme salonundaki duruşmada, Belediye Başkanı'nın doğrudan hakime bakıp “Öfkem çok büyük, sayın yargıç, gerçekten çok büyük” dediği dramatik bir an yaşandı.
Yolsuzluk İddiaları ve Ekrem İmamoğlu Hukuk Savaşı
Mevcut gerilimin merkezinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek. Bakanın mal kayıtlarına ilişkin haberlerin ardından İmamoğlu, hükümeti ikiyüzlülük ve “karakter suikastı”yla suçladı. Belediye Başkanı, Türkiye'nin kutuplaşmış hukuk sisteminin çapraz ateşinde kalan ailelerin üzerindeki duygusal yükün altını çizdi.
İmamoğlu, son dönemde yapılan tapu açıklamalarına atıfta bulunarak, “Bakan, mülk listesi ortaya çıktığı için herkese saldırıyor” dedi. Bakanın aile mahremiyetini savunmasını eleştirerek, “Babasının üzgün olduğunu söylüyor. Zavallı, minik bakanım. Ama çocukların ve annelerin başka yerde acı içinde ağlamasında sorun yok, değil mi?”
Ekrem İmamoğlu davası Bu iddia, Belediye Başkanının belediye soruşturmalarına katılan belirli bir bilirkişinin adını verdiği Ocak 2025 tarihli bir basın toplantısından kaynaklanmıştır. Savcılar şimdi “yargı görevlilerini etkilemeye teşebbüs” suçundan ceza talep ediyor.
Ancak İmamoğlu, asıl suçun yargının “organize” yapısından kaynaklandığını öne sürerek, siyasi içerikli her davada aynı savcı ve bilirkişilerin nasıl ortaya çıktığını sorguluyor. Mahkeme heyetine, bir mahkemenin özel olarak tek bir sanık için “tasarlanmasının” normal olup olmadığını sorarak itiraz etti.
Yargı bağımsızlığı İstanbul'da mercek altında
Belediye Başkanının savunması kendi dosyasının ötesine geçerek daha geniş bir duruma değindi. basın özgürlüğü ve Türkiye'de hukukun üstünlüğü. Önde gelen gazetecilerin neden beğendiğini sorguladı Alican Uludağ Ve Merdan Yanardağ Tutukluluklarını muhalefeti bastırmayı amaçlayan daha geniş bir “tuzağın” parçası olarak çerçeveleyerek parmaklıklar ardında kalmaya devam ediyorlar.
İmamoğlu'nun hukuk mücadelesi birçokları için tarafsız yargı mücadelesinin sembolü haline geldi. İmamoğlu, avukatların kendisine iddianamenin hangi mahkemeye gönderileceğini aylar öncesinden bildirdiğini, bunun da sonucun önceden belirlendiğini öne sürdüğünü iddia etti.
Duruşma sona erdiğinde mahkeme heyeti duruşmanın ertelenmesine karar vererek bir sonraki duruşma tarihini belirledi. 13 Temmuz. Yaklaşan hukuki tehditlere ve siyasi yasak ihtimaline rağmen İmamoğlu meydan okumayı sürdürdü ve “anayasal düzene karşı komploya” bulaşanların eninde sonunda adaletle yüzleşeceği sözünü verdi. Sözünü, Türk kamuoyunun sandıkta son sözü söyleyeceğini belirterek, mevcut siyasi statükonun baş rakibi olarak imajını pekiştirdi.

Yorumlar kapalı.