Türkiye'nin bölgesel ekonomileri artık sadece geçim kaynaklarını şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda sandıkları da giderek daha fazla etkiliyor. tarafından yapılan yeni bir çalışma Yağmur Uzunırmak itibaren Sosyal Bilimler Enstitüsü (Toplum Çalışmaları Enstitüsü) uzun vadeli ekonomik durgunluk ile Türkiye'nin illeri genelinde değişen seçmen tercihleri arasında güçlü ve sistematik bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa konseptini uygulayarak “bölgesel kalkınma tuzağı” Uzunırmak Türkiye'ye, kalıcı ekonomik yavaşlamanın nasıl ölçülebilir siyasi değişimlere dönüştüğünü gösteriyor.
Bölgesel Kalkınma Tuzağı Nedir?
Uzunırmak, az gelişmişliği tek bir yıl ya da tek bir gösterge üzerinden tanımlamak yerine, kalkınma tuzağını şöyle çerçeveliyor: uzun vadeli, çok boyutlu ekonomik durgunluk süreci. Yaklaşımı yalnızca gelir düzeylerine değil, aynı zamanda bölgelerin zaman içinde ekonomik ivmeyi sürdürüp sürdüremeyeceğine de odaklanıyor.
Uzunırmak'ın açıklaması şu şekilde:
“Ekonomik dinamizm henüz kalıcı bir durgunluk göstermeden zayıflayabilir, ancak bazı göstergelerin kötüleştiği bölgeler 'yüksek riskli' olarak sınıflandırılıyor. Birden fazla göstergede eş zamanlı ve tekrarlanan düşük performans gösteren bölgeler 'kalkınma tuzağında' olarak değerlendiriliyor.”
Bu tanım anlık ekonominin ötesine geçiyor ve bunun yerine yapısal ve kalıcı zayıflıkları yakalıyor; uluslararası bölgesel kalkınma araştırmalarında giderek daha fazla tercih edilen bir yaklaşım.
İller Bazında Ekonomik Performansın Ölçülmesi
Veri yaymayı kullanma 2010 – 2024Çalışmada il ekonomik performansı şu şekilde değerlendirilmektedir: üç temel gösterge:
Kişi başına düşen GSYİH, işgücüne katılım oranıVe işçi verimliliği. Her il üç karşılaştırmalı boyutta değerlendirilir: kendi tarihsel performansı, NUTS2 bölgesel ortalamasıve Türkiye'nin ülke ortalaması.
Uzunırmak şunları kaydetti:
“Kişi başına düşen GSYİH, doğrudan TÜİK'in il düzeyinde yayınladığı verilerden elde edilmiştir. İşgücüne katılım, TÜİK'in 15 yaş ve üzeri nüfus verileri ile sigortalı çalışanlara ilişkin SGK verileri birleştirilerek hesaplanmıştır.”
Bu katmanlı karşılaştırma, bir ilin sadece yavaşlayıp yavaşlamadığını değil, aynı zamanda hem geçmişine hem de emsallerine göre geride kalıp kalmadığını da tespit etmeyi mümkün kılıyor.
Düşen İvmede Bir Örnek Olay Olarak Adana
Uzunırmak, yöntemi örneklendirmek için yakından inceliyor: adanaperformansını karşılaştırarak, 2010–2014 Ve 2014–2018 dönemler. Analiz, Adana'nın ekonomik ivmesinin sadece içeride değil, bölgesel ve ulusal eğilimlerle karşılaştırıldığında da zayıflayıp zayıflamadığını değerlendiriyor.
Onun ifadesiyle:
“Soru, Adana'nın ikinci dönemdeki ekonomik ivmesinin sadece kendi geçmişine göre değil, bölgesi ve ülke ortalamasına göre de zayıflayıp zayıflamadığıdır.”
Bu yaklaşım, mutlak yoksulluktan ziyade göreli düşüşün siyasi tatminsizliğin kritik bir itici gücü olabileceğini vurguluyor.
Kalkınma Tuzağından En Çok Etkilenen İller
Çalışmada ayrıca her ilin kalkınma tuzağında kaç yıl geçirdiği de hesaplanıyor. 2019–2022. Afyonkarahisar, Isparta ve Burdur harcamalardan en çok etkilenenler olarak ortaya çıktı dört yılın üçü tuzak içinde sınıflandırılmıştır. Buna karşılık büyük metropol iller İzmir ve Ankara bu dönemde kategoriye hiç girmedi.
Ekonomik veriler seçim sonuçlarıyla eşleştirildiğinde bu ayrımlar özellikle anlamlı hale geliyor.
Ekonomik Durgunluk ve Değişen Oylar
İllerin kalkınma tuzağında geçirdikleri yıl sayısını eşleştirerek 2018 ile 2023 arasındaki oy payı değişiklikleriUzunırmak çarpıcı bir desen ortaya çıkarıyor. Kalkınma tuzağına hiç düşmeyen illerde ise AK Parti ortalama oy kaybı yaşadı 4,75 yüzde puan. Ancak üç yıl boyunca sıkışıp kalan illerde bu kayıp iki kattan fazla arttı. 10,15 puan.
CHPbu arada tam tersi bir yol izledi. Oy payı ortalama yüzde 30 arttı 2,26 puan tuzaktan etkilenmeyen ancak tırmanan illerde 4,53 puan Ekonomik durgunluğun üç yıldır devam ettiği illerde.
Bulguları özetleyen Uzunırmak şunları söylüyor:
“Bu bulgular, ekonomik sıkışıklığın kalıcı hale geldiği illerde seçmen tercihlerinin daha güçlü ve sistematik bir şekilde değiştiğini gösteriyor.”
Ekonominin Ötesinde: Sınıf Yapısı ve Sosyal Değişim
Uzunırmak, sonuçların yalnızca ekonominin ötesine geçtiğini vurguluyor. O zamandan beri 1960'larKırsaldan kente hızlı göç, Türkiye'nin beşeri sermayesini ve sınıf yapısını yeniden şekillendirerek Batılı ülkelerde gözlemlenenlerden farklı siyasi davranış kalıpları yarattı. Veri sınırlamaları il düzeyinde analiz gerektirse de bulgular ekonomik yapı ile siyasi dinamikler arasındaki derin bağlantıları ortaya koyuyor.
Onun belirttiği gibi:
“Bu ilişki yalnızca ekonomik performans açısından değil, aynı zamanda sınıf dönüşümü, sosyal tabakalaşma ve ekonominin siyasi dinamikleri açısından da sonuçlara işaret ediyor.”
Kalkınma Tuzağı Türkiye Siyaseti Açısından Neden Önemli?
Çalışma sonuçta kalkınma tuzağı Türkiye'deki siyasi değişimi anlamak için çok önemli bir mercek. Kalıcı ekonomik durgunluk yalnızca büyümeyi baskılamıyor; beklentileri değiştiriyor, toplumsal kimlikleri yeniden şekillendiriyor ve seçmenleri yeni siyasi tercihlere itiyor. Analistler, politika yapıcılar ve siyasi gözlemciler için Uzunırmak'ın çalışmaları, demokratik istikrarın temeli olarak bölgesel ekonomik canlılığın öneminin altını çiziyor.

Yorumlar kapalı.