Küresel finans piyasaları hareketli bir haftayı iyimserlikle kapatırken, Borsa İstanbul hala tuhaf bir atalet durumunda. Enflasyonun soğumasına, Türkiye'nin risk primindeki (CDS) önemli düşüşe ve genel olarak olumlu uluslararası atmosfere rağmen BIST 100 endeksi eski ihtişamını yeniden yakalamaya çalışıyor.
Küresel Bağlam: “Merkez Bankaları Sürpriz Yapmadı”
Geçtiğimiz hafta, ABD enflasyon verileri ile İngiltere, Avro Bölgesi ve Japonya'dan gelen faiz kararlarının da aralarında bulunduğu yoğun bir gündemin hakimiyetindeydi. Beklendiği gibi:
-
ECB faiz oranlarını yüzde 2,15'te sabit tuttu.
-
İngiltere Bankası 25 baz puanlık indirimle yüzde 3,75'e çekildi.
-
Japonya Bankası (BOJ) faiz oranlarını 30 yılın en yüksek seviyesi olan %0,75'e yükseltti, ancak bunu 5 Ağustos'taki “carry trade” şokunun tekrarlanmasını önlemek için yeterli “ileriye yönelik rehberlik” ile yaptı.
ABD'de Kasım ayında enflasyon (TÜFE) beklentilerin altında gerçekleşti. Her ne kadar bazı analistler hükümetin kapanma dönemlerinin veri kalitesini bulanıklaştırmış olabileceği konusunda uyarsa da piyasalar “bardağın yarısını dolu” görmeyi tercih ederek Batı hisse senetlerinde yükselişi tetikledi.
Türk Hisse Senetleri: Bir Şeyler Oluyor – Peki Ne ve Ne Zaman?
Borsa İstanbul Paradoksu: Tüm Veriler Olumlu, İvme Yok
Olumlu küresel rüzgara rağmen Borsa İstanbul (BIST 100) henüz teknik zirvesini geçemedi. 11.605. Köşe yazarı Zeynep Balcı, alışılagelmiş yıl sonu veya yılbaşı rallisi beklentilerinin piyasa söyleminden büyük ölçüde silindiğini belirtiyor.
Paradoks çok açık: Enflasyon ve faiz oranları düşme eğiliminde, siyasi gerilimler azaldı ve Türkiye'nin Kredi Temerrüt Swapı (CDS) 206'ya düştü— sadece birkaç yıl önce görülen 650-700 seviyelerine göre büyük bir gelişme. Peki endeks neden güçlenmiyor?
Karar: Taze Likidite Yok, Güven Yok
Balcı'ya göre cevap, taze sermaye eksikliği. Mevcut durgunluğun iki ana suçlusuna işaret ederek, “Fiyat taleple birlikte artıyor” diyor:
Yurtiçi Yönlendirme: Yerel yatırımcılar şu sıralar altın, gümüş ve yüksek mevduat faizleriyle meşgul, bu da hisse iştahına pek yer bırakmıyor.
Yabancı Yokluğu: BIST 100'de yabancı yatırımcıların payı yaklaşık olarak sabit kaldı %36-37. Son iki haftada hisse senetlerine 179 milyon dolarlık küçük bir net giriş yaşansa da hacim, önemli bir endeksin ibresini hareket ettirmek için çok düşük.
Yabancı sermaye, hisse senetleri yerine Türk tahvillerini tercih ediyor gibi görünüyor; muhtemelen “carry trade”in devamı ve yerel faiz oranlarının aşağı yönlü gidişatı üzerine bahis oynuyor.
Teknik Görünüm: 11.605 Bariyeri
Teknik açıdan BIST 100 “çıkış trendini” koruyor ancak direnç seviyelerinde duvara çarpıyor.
-
Kritik Direnç: 11.605 İşaret nihai engeldir. Bu seviye önemli bir hacimle aşılana kadar piyasanın sürdürülebilir bir çıkış için ihtiyaç duyduğu ivmeyi kazanması pek mümkün görünmüyor.
-
Destek Bölgeleri: Acil destekler şu adreste tanımlanır: 11.250 ve 11.100–11.000 menzil.
Rekabet: “Güvenli Limanlar” Olarak Altın ve Gümüş
Borsa İstanbul, değerli madenlere karşı dikkat savaşını da kaybediyor. Gümüş, arz sıkıntısı ve yüksek talep nedeniyle yılın “şampiyonu” olurken, Altın, zayıflayan dolardan ve jeopolitik gerilimlerden, özellikle de ABD-Venezuela sürtüşmesinden yararlanmaya devam ediyor. Eğer bu gerilimler çatışmaya dönüşürse, bu “güvenli limanlara” kaçış muhtemelen borsayı likiditeden daha da mahrum bırakacaktır.
Sonuç: “Oynanabilir” Bir Derece Bekleniyor
Borsa İstanbul'un 2026'da çıkmazdan çıkabilmesi için söylemin sonuçlara doğru kayması gerekiyor. Risk primlerindeki düşüş hayati bir ilk adım olsa da piyasa, olası bir kredi notu yükseltmesini bekliyor. “Yatırım Derecesi.” O zamana kadar endeks mevcut destek seviyeleri ile zorlu 11.605 direnci arasında gidip gelecek ve “büyük paranın” nihayet masaya dönmesini bekleyecek gibi görünüyor.

Yorumlar kapalı.