Jeopolitik riskler arttıkça Türkiye Merkez Bankası'nın bu hafta faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor, ancak analistlerin yorumlarına göre Ekonomik İstikrar Programından (EIP) vazgeçmek veya faiz oranlarını erken düşürmek enflasyonu, döviz istikrarsızlığını ve daha geniş bir mali krizi tetikleyebilir.
TCMB'nin jeopolitik belirsizlik nedeniyle beklemede kalması bekleniyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 23 Nisan resmi tatil nedeniyle öne aldığı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi bekleniyor.
İran savaşıyla bağlantılı olarak artan belirsizlik ve artan enerji fiyatları ihtiyatlı olunması gerektiğini güçlendirdi. Analistler, erken tepki vermek yerine dış gelişmeleri izlemenin en ihtiyatlı yol olmaya devam ettiğini söylüyor.
Ancak mevcut ekonomik programın terk edilmesi ve politikanın yeniden tasarlanması yönündeki çağrılar, artan risklere rağmen bazı çevrelerde ilgi görüyor.
EIP istikrar için dayanak noktası olarak görülüyor
Genellikle Ekonomik İstikrar Programı (EIP) olarak anılan mevcut ekonomik çerçeve, daha düşük enflasyon, yönetilebilir bir cari açık ve sürdürülebilir büyüme yoluyla makroekonomik dengeyi yeniden sağlamayı amaçlıyor.
Bazı yorumcular, savaşın tetiklediği küresel arz şokunun zaten enflasyon hedeflerini baltaladığını, bunun yerine politika yapıcıların durgunluktan kaçınmaya ve zor durumdaki işletmeleri desteklemeye odaklanmaları gerektiğini öne sürüyor.
Ancak eleştirmenler böyle bir değişimin yüksek maliyetli olacağı konusunda uyarıyor.
Prof. Hayri Kozanoğlu, Türkiye Ekonomisinin Savaş Belirsizliğinde Artan Risklerle Karşı Karşıya Olduğunu Söyledi
Faiz indirimlerinin enflasyonu ve kur baskısını tetikleme riski
Analize göre, mevcut koşullar altında faiz oranlarının düşürülmesi reel faiz oranlarını hızla negatif bölgeye iterek borçlanmayı teşvik edecek ve iç talebi artıracaktır.
Bu, talebe dayalı baskıların mevcut arz yönlü şokları artırdığı ikili bir enflasyon dinamiği yaratabilir.
Aynı zamanda Türk lirasına olan güven de zayıflayabilir. Yatırımcılar ve hanehalkı dövize yönelerek TCMB rezervleri üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
Böyle bir senaryo, son dönemdeki istikrar çabalarının tersine dönmesi ve dolarizasyon eğilimlerinin yeniden alevlenmesi riskini taşıyor.
Mali riskler ve potansiyel sermaye kontrolleri
Kredi genişlemesi ve ücret artışları da dahil olmak üzere EIP'den daha geniş bir sapma, enflasyonu %40 veya daha yüksek bir seviyeye doğru hızlandırabilirken, algılanan enflasyon daha da yükselebilir.
Bütçe açıklarının artması, borçlanma maliyetlerinin artmasına veya potansiyel kredi notu düşüşlerine yol açabilir. Aşırı durumlarda merkez bankası hükümete dolaylı finansman sağlamak zorunda kalabilir.
Ancak en ciddi risk, döviz rezervleri üzerinde yeniden ortaya çıkan baskıda yatmaktadır; bu baskı potansiyel olarak politika yapıcıları döviz çıkışlarını sınırlamak için resmi olmayan sermaye kontrollerini düşünmeye zorlamaktadır.
Enerji şokunun sürmesi bekleniyor
Enerji fiyatlarının hızla normalleşeceği yönündeki beklentiler aşırı iyimser görülüyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Körfez'deki üretim ve ulaşım altyapısının zarar görmesinin petrol ve gaz fiyatlarının iki yıla kadar yüksek kalmasına neden olabileceği konusunda uyardı.
Ateşkes veya Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması durumunda bile tedarik kesintilerinin devam etmesi bekleniyor.
Büyüme zorlukları ve politika tavizleri
Analistler, bu koşullar altında, politika tercihleri ne olursa olsun, Türkiye'nin güçlü bir büyüme yaratmasının mümkün olmadığını söylüyor. Kurumsal iflaslar ve artan işsizlik kaçınılmaz olabilir.
Geniş teşvik yerine, bütçe açığını genişletmediği sürece savunmasız hanelere yönelik hedefli mali destek daha sürdürülebilir bir yaklaşım olarak görülüyor.
Verimsiz firmaların piyasadan çıkmasına izin verilmesi de gerekli ekonomik düzenlemenin bir parçası olarak görülüyor.
Enflasyon temel risk olmaya devam ediyor
Analiz, enflasyon yüzde 40 civarındaki seviyelere ulaştığında onu düşürmenin önemli ölçüde zorlaştığı ve potansiyel olarak yıllarca sıkı politika gerektireceği konusunda uyarıyor.
Yüksek enflasyon aynı zamanda artan eşitsizlik ve sosyal istikrarsızlık gibi daha geniş sosyal sonuçlarla da bağlantılıdır.
Sonuç: Maliyetlere rağmen sıkı politikanın gerekli görülmesi
Jeopolitik risklerin arttığı ve enflasyon baskılarının devam ettiği bir ortamda, sıkı para ve maliye politikasının sürdürülmesi, makroekonomik istikrarın korunması açısından hayati önem taşıyor.
Analiz, mevcut koşullar altında beklentileri sabitlemek ve daha derin bir krizi önlemek için daha fazla faiz artırımının haklı görülebileceği sonucuna varıyor.
Atilla Yeşilada tarafından, Türkçe orijinalinden ChatGPT tarafından çevrilmiştir.

Yorumlar kapalı.