İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün bir kişinin yargılandığı davada dramatik olaylar yaşandı. 200 sanığın ve liderliğindeki bir suç örgütünün yer aldığı dava Aziz İhsan Aktaş. Organize rüşvet ve belediye ihalelerine hile karıştırıldığı iddialarına odaklanan duruşmada kod adlı ilk gizli tanığı görüldü. “Xyzq49p” Savcılık dosyasına temel oluşturan kritik ifadelerin geri çekilmesi.
“Bu Kişiyi Tanımıyorum Bile”
Aracılığıyla tanıklık SEGBİS Görüntülü konferans sistemini bozuk sesle kullanan gizli tanık, soruşturma aşamasında kendisine atfedilen ifadeyi yalanlayarak mahkemeyi şaşkına çevirdi. Mahkeme başkanı ilgili spesifik iddiaları sorduğunda Ferhat TutşiBeşiktaş Belediyesi eski Destek Hizmetleri Müdürü olan tanık, bu soruya sert bir yanıt verdi.
Tanık, “Ben böyle bir ifade vermedim. İfademe hiç söylemediğim bilgiler eklendi. Ferhat Tutşi'nin kim olduğunu bile bilmiyorum” dedi.
Tanık, belediyelerdeki “yozlaşmış yapının” herkesin malumu olduğunu iddia etmesine rağmen, savunma avukatlarının çapraz sorgusunda, belediyelerin “yolsuzluk yaptığını” itiraf etti. ilk elden kanıt yok. Hangi ihalelerde hile yapıldığı veya Beşiktaş Belediye Başkanı'na ne kadar komisyon ödendiği iddiasıyla ilgili ayrıntılı bilgi sorulduğunda Rıza Akpolatadlı davada tanık, asıl sanık Aktaş'ın yürürlükteki pişmanlık yasaları kapsamındaki önceki ifadelerine atıfta bulunarak bunun şu aşamada “açıklanmasının imkansız” olduğunu ifade etti.
Yüksek Profilli Gözaltıların Etkisi
Çok sayıda yüksek profilli siyasi şahsın gözaltında kalması nedeniyle, gizli tanığın güvenilirliği davanın merkezinde yer alıyor. Geçen hafta mahkeme tutuklu 11 sanık hakkında karışık kararlar verdi:
-
Duruşma Süresince Serbest Bırakılanlar: Ceyhan Belediye Başkanı Kadir AydarBeşiktaş yetkilileri Çağdaş Ateşçi ve (bugünkü tanığın bildiğini inkar ettiği) Ferhat Tutşi ile birlikte serbest bırakıldı.
-
Devam eden gözaltı: Mahkeme Beşiktaş Belediye Başkanı'na talimat verdi Rıza AkpolatAvcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykarave Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin—CHP'yi temsil edenlerin hepsi—hapishanede kalmaya devam ediyor.
Tanınmış avukatların liderliğindeki savunma Hasan Sınartanığın hileli bir ihaleye veya belirli bir rüşvet işlemine ilişkin tek bir somut örnek sunamamasının iddianamenin “kurgusal” niteliğini vurguladığını savundu.
Aziz İhsan Aktaş Davası: Tarihsel Bağlam
İçinde gerçekleşen Marmara (Silivri) Cezaevi Karmaşık bir yapıya sahip olan bu dava, yerel yönetim ve yargı bütünlüğü açısından bir öncü olarak yakından izleniyor. Türkiye. Davada, Aktaş örgütünün kamu ihalelerini tekeline almak amacıyla özel çıkarlar ile belediye yönetimi arasında bir köprü görevi gördüğü iddia ediliyor. Ancak ilk kilit tanığın ifadesinin kulaktan dolma ve inkarla sonuçlanmasıyla birlikte, “rüşvet ağının” hukuki temelleri yoğun bir incelemeyle karşı karşıya kalıyor.
Marmara (Silivri) Cezaevi'nde son dönemde yaşanan gelişmeler ışığında, davanın hukuki çerçevesinin -özellikle CHP'li seçilmiş belediye başkanlarıyla ilgili- ciddi bir güvenilirlik kriziyle karşı karşıya olduğu giderek daha açık hale geliyor.
İşte suçlamaların temel dayanaklarının nasıl çürütüldüğünü detaylandıran bir bölüm:
CHP'li Belediye Başkanlarına Yönelik 'Delillerin' Çöküşü
Duruşma bir dizi yüksek profilli tutuklamayla başlamış olsa da, mahkeme salonundaki duruşmalar sistematik olarak bu tutuklamalarla bağlantılı somut delillerin bulunmadığını ortaya çıkardı. Rıza Akpolat (Beşiktaş), Utku Caner Çaykara (Avcılar)Ve Oya Tekin (Seyhan) herhangi bir suç faaliyetine. Hukuk uzmanları ve savunma avukatları suçlamaları asılsız kılan üç ana etkene dikkat çekiyor:
1. Önemli Tanıklığın Geri Çekilmesi
İddia makamının davasına en büyük darbe ise 27 Nisan 2026'daki duruşmada geldi. İddianamenin temel taşı olan asıl “gizli tanık”, Kendi ifadelerini yazdıklarını resmen reddetti. Tanık, suçladıkları varsayılan kişileri “tanımadıklarını” belirterek ve iddialarının ilk elden gözlem yerine “duyuya” dayandığını kabul ederek, belediye başkanları ile iddia edilen suç örgütü arasındaki tek anlatı bağlantısını etkili bir şekilde etkisiz hale getirdi.
2. Somut Kanıtların Yokluğu
Çapraz sorgu boyunca savunma avukatları aşağıdakilerin bariz bir şekilde yokluğunun altını çizdi:
-
Fiziksel Kanıt: Belediye başkanlarıyla ilgili belgelenmiş herhangi bir mali kayıt, açıklanmayan banka transferleri veya geri alınan rüşvet paraları bulunmuyor.
-
Özel İhaleler: “İhalelere hile karıştırıldığı” iddialarına rağmen, iddia makamı ve tanıklar, yasa dışı olarak verilen veya taviz verilen tek bir belediye ihalesinin ismini bile vermediler.
-
Doğrudan Tanıklık: Baskı altındaki tanıklar, “komisyonlar” hakkındaki bilgilerinin kanıta dayalı gerçeklerden ziyade genel “belediye söylentilerine” dayandığını itiraf etti.
3. “Pişmanlık” Paradoksu
İddianamede ağırlıklı olarak Aziz İhsan Aktaş'ın “etkili pişmanlık” ifadelerine dayanılıyor. Ancak savunma ekipleri, bu açıklamaların, Aktaş'ın yüksek profilli siyasi hedeflerin isimlerini vererek ceza indirimi sağlamaya yönelik, kendi çıkarlarına hizmet eden bir girişimi olduğunu savunuyor. Belediye başkanlarının örgütle koordineli çalıştığını gösteren telefon dinlemeleri veya teknik gözetim gibi destekleyici deliller olmadığında, bu iddialar kanıtlanmış suçlar olmaktan ziyade hukuki olarak asılsız iddialar olarak kalıyor.
Savunmadan not: Avukat Hasan Sınar, “duyudan” iddianameye geçişin ciddi bir yargı hatası olduğunu vurguladı. Sanıkları tanımayan bir tanığa dayanarak seçilmiş yetkililerin tutuklu yargılanmasının hem yerel hem de uluslararası demokrasi standartlarını ihlal ettiğini savundu.
Kaynak: karar

Yorumlar kapalı.